Damdan düşen diyetisyen. Ben.

Merhabalar. “Merhaba” Farsça kökenli bir kelimeymiş ve “Benden size zarar gelmez.” anlamına gelirmiş. Bunu öğrendiğimden beri konuşmaya böyle başlamayı daha çok seviyorum. Koca bir merhaba ile size kendimden ve diyetisyenlik hikayemden bahsetmek istiyorum.

Açıkçası diyetisyen olmak gibi bir fikrim hiç olmadı. Puanım belli olunca dersaneme gittim ve rehber öğretmenle sağlık alanı iyidir sağlık… diyerek tercih yaptık. Okula başladığımda bölümü bitirince tam olarak ne iş göreceğimin bile bilincinde değildim. Öğretmeninden midir, işlenişinden midir şimdi kestiremiyorum; ama hiçbir ders beni heyecanlandırmadı. Diyetisyen olacak olmak bile umurumda değildi. İlk laboratuvar dersi için beyaz önlük giydiğimizde herkes bir köşede fotoğrafını çektirip profil fotoğraflarını güncellerken ben mezun olmadan bir ay öncesine kadar heves edip de tek bir fotoğraf çektirmedim. Çektirdiğimi de heves edip çektirmedim. İzninizle paylaşayım:

wp-1481762856694.jpg

Diyetisyenim ben yahu deyip güzel bir vücuda sahip olmaya çabalayanların aksine mezun olduğumda tamı tamına 79 kiloydum. Boyum 1.59.

İnsanların %99’u diyetisyen dediğin zayıf olur gibi bir algıya sahip. Diyetisyenim dedikten sonra beni baştan aşağı süzmeyen insan yoktu. Onlardan önce ben yapayım şakamı diye kendimle dalga geçip durmaya başlamıştım.

wp-1481765782155.jpg
“Spor yaparken ben” diye paylaştığım fotoğraf.

Ben onlardan önce onları baştan aşağı süzer taklitlerini yapardım ya da diyetisyenim diye iki elimi kenara açar bu da kalçam diye tanıştırırdım. Merak kalmasın. Halbuki “şişko” diyetisyen olur arkadaşlar ve bu dünyanın en hayret edilecek durumu değildir. Lisans giriş sınavlarına girecekken, Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nü yazmadan önce, derslere katılmak, vize ve finallere girmek, staj yapmaya ve mezun olmaya hak kazanmak için önce bir kilo kontrolünden geçtiğimizi hiç hatırlamıyorum. E bilgiyi de üstüne oturduğumuz organla edinmediğimize göre, fazla kilolu diyetisyenlerin üzerine gitmeyin. Hele hele bak şunu şunu yap ben yaptım da öyle kilo verdim diye hiç akıl vermeyin. Bilse kendine faydası olurdu diye de düşünmeyin. Sizce hangi fazla kilolu yetişkin neyin kilo aldırdığını bilmediğinden kilolu? Şu fazla kilolarına bakıp da bu kadar kilolu hala nasıl yiyor diye düşündüğünüz insanlar adına söyleyeyim: O işler öyle olmuyor işte. Söz konusu olan yaşam tarzı. Siz tersi yönde gitmeye karar verip de çabalamazsanız o düzen sizi ay çok kaymışız diyeceğiniz yere usul usul sürüklüyor. Mesele sadece bilmek değil yani uygulayabilmek.

Herkesin motivasyon bulma yolu farklıdır. Birinin kilosuyla dalga geçtiniz diye 20 kilo verip karşınıza dikilebilir. Bende işe yaramadı. Kırıcı olduklarında oturup ağladım ama haydi bre diye kilo vermeye başlamadım. Ödül tekniğini de kullandılar. Yapmak istediğim şeyler için tamam şu kiloya gel yaparız diyerek (ödül de öyle mozaik pasta falan değildi yani -ironi- motosiklet almaktan falan bahsediliyor idi), zayıflamadım. Motosiklet seni pek gaza getirmedi, araba??!! dendi, zayıflamadım. Zaten abim en sonunda koyduğu ödüllere şaşırdıkça Nasılsa kafam rahat… dedi. (Şimdilerde sen kaç kiloydun da 70 kiloya ödül koydum diye şoklara giriyor😂)

“Eğer hayatını değiştirecek insanı arıyorsan, aynaya bak.”

Bu kişinin öz motivasyonuyla alakalı. Siz istemez, siz karar verip o dümeni kırmazsanız olmuyor. Olmaz. Bir takım alışkanlıkları değiştirme kararı almazsanız olmayacak. Tekrar söyleyeceğim kilo alıyorsanız yani gidişat buysa sizi durduracak ve geri döndürecek şey meşhur detokslar, bir anda herkesin peşine düştüğü hıbızıttın çayları, hedeberry, lölö meyvesi falan değil. Olamaz. Bunu durduracak davranış değişik değişik şeyler yiyip içmek değil sağlığımızı bozan, kilo aldıran ne alışkanlığımız varsa kurtulmak ve yerlerine sağlıklı yaşamamızı sağlayacak olan alışkanlıklar edinmek.

Ben benim sahip olmam gereken meslek tam da buymuş dedim sonradan. Pediatri bölümünde yaz stajımı yaparken dedim. Hasta bebelere mama verip gelişimlerini gözlemleyince. Staj yaparken tanıdığım, şeker komasına girdiği için hastaneye yatan Gözde’nin staj bittikten sonra beni gördüğünde gözleri parlayınca, her kontrole geldiğinde beni sorduğunu öğrenince. Hasta yakınları ne yapmaları gerektiğini sorup cevabı gözümün içinden çıkarmaya çalıştığında. 2 yaşındaki Down Sendromlu Mustafa’nın annesinin anlaşmışsınız siz Mustafayla diye gözleri dolunca ve Mustafa ayrılırken bana el salladığında. Müteşekkir olma ya da etme durumunda kiloyla alakalı bir mesele yok anlayacağınız. Üç yüz kilo olsam da herkesin bağırıyor diye kızdığı Mustafa’yla anlaşabilirdim. Gözde de beni gene severdi. Hayatta başarmak istediklerim başkaydı yani. Fiziksellikle değil birilerini sağlığına kavuşturmak ve asıl, iletişim kurmakla ilgiliydi.

wp-1481763676284.jpg

Ben bu “Ne biçim diyetisyen!” algısına bozuk olduğum için nefret ettim zayıflama muhabbetinden. Ben insanların isteklerini, ihtiyaçlarını anlayan ve onları mutlu eden bir diyetisyendim. Ama hastane dışında diyetisyen diye anılmaktan da nefret ettim. Diyetisyenin tek işi zayıflatma değil deyip durdum. Biri karşımda zararlı bir şey yiyeceği zaman diyetisyenin önünde ne yapıyoruz ya deyince aman ben o çeşit diyetisyenlerden değilim derdim. Ben dediğimi yapın yaptığımı yapmayın diyen diyetisyen olacağım diyordum. Biri zayıf olup da göbeğinden şikayet etse ef pef diyordum. Kilo vermek isteyenlerle ilgilenmiyorum almak isteyen beni gözlem altına alsın diyordum ve ekliyordum: Bak yemek yemek için acıkmayı beklemeyeceksin ve asla doyunca bırakmayacaksın

İnsan ilişkilerinde mutsuz değildim ama kendimle mutsuz olmaya, çektirdiğim fotoğrafları gördükçe ben gerçekte de böyle miyim demeye başladım. Esasen eski günlüklerimde 1 yılda 5 defa bu sefer son diye zayıflama kararı aldığımı görünce olduğum halde mutlu olmak için kendimi kandırdığımı fark ettim. Diyetisyen olma ya da danışanlarımla güzel bir iletişim kurma gereği değil kendimi mutsuz ve rahatsız hissettiğim için kilo verme kararı aldım.

Evime döndüğümde spor salonuna yazıldım. Ailemle kalırken, okurken yaptığım gibi, yazılıp da gitmemezlik yapamayacağımı biliyordum çünkü. Salondaki spor eğitmenlerinden biri kuzenine diyet yazıp yazamayacağımı sordu. Sevda Hanımla öyle tanıştık. Zaten fazla kilosu olan biri değildi. Açıkçası ciddi bir istekle gelmeseydi zayıflama isteğini gereksiz bulurdum. Çünkü gerçekten fazla kilosu yoktu. Beden kütle indeksine göre de görünüşüne göre de. O zaman idrak pencerem açıldı işte. Ne kadar sağlıklı olduğun ve göründüğün mühim değil. Sen kendini nasıl hissediyorsun ve iyi hissetmek için neye ihtiyacın var mühim olan bu.

wp-1481765974257Severek, isteyerek iletişim halinde kaldık hep. Ben hiçbir şey yapmadığımı zannederken bana o kadar çok teşekkür etti ki her defasında daha çok şaşırdım. Ne yapıyorum ki ben ne olacak iki mesaj atmaktan diye. Sonra penceremin perdesi havalandı gene. Destek olmanın ya da takip etmenin etkisi hiç de öyle küçük değilmiş. Sevda hanım bunu da bana hem istediği kadar kilo vererek hem valla gözümün önüne gelip duruyorsunuz elimi bile süremiyorum diye diye öğretti. Sonra baktım bu da keyifli. Ha hastaymış iyileşmesine destek olup mutlu etmişsin ha iki yüz gram vermesi gerekiyormuş vermesine destek olmuş mutlu etmişsin. Mutlu etmişim, mutluluğu görüp iki kat mutlu olmuşum daha ne.

Hala amacım hastalıklarda diyet tedavi konusunda uzmanlaşmak. Zayıflamaya destek olmayı önemsememeyi bıraktım ama bunun için saçma sapan karışımlara başvurmaktan, ömür boyu sürdürülemeyecek herhangi bir davranışa odaklanmaktan asla hoşlanmayacağım. Misal: detokslar işe yarar olabilir ama ben bir detoks listesi verip kilo kaybettirerek değil vücudunuzda ödeme neden olan alışkanlıklarınızdan sizi kurtarabilir ya da şişkinlik probleminizi çözecek alışkanlıklar kazandırabilirsem mutlu olurum.

Devam edeyim kendimle. Sadece spor yaparak kilo verilmiyor. Salona gidenler görmüştür on beş dakika en hızlı temponuzda yürüyüp bir dilim ekmeğin kalorisi kadar kalori yakarsınız. Abur cuburların, şekerli içeceklerin lafını bile etmiyorum. Beslenmeyle destekleyemeyecekseniz hiçbir işe yaramaz yani spor yapıyor olmak. O da tecrübeyle sabit. Okurken spora yazılıp yazılıp bırakmasaydım çok daha az kilo alırdım. Düzgün beslenmeye de başladım bu yüzden. Abur cuburları hayatımdan çıkardım. Ama bir ayda 2 kilo kadar kilo kaybettim. Çünkü uyumuyordum, uyanmıyordum. Sabah altıda uyuyup kesin öğleden sonra kalkıyordum.  Gene görmüş olduk ki parça parça çabalamakla olmuyor tümden düzene girmek gerekiyor.

Yavaş yavaş kilo verip görünüşümün değişimini de gördükçe mutlu oldum tabi. 3 ay sonra spora gitmeyi bırakmak durumunda kaldım. Spor yapamıyorsanız küçük alışkanlıklar edinmenin faydası büyük oluyor. Dolmuştan varacağınız yerden biraz önce inmek, asansör yerine merdiven kullanmak gibi alışkanlıklar. Çamaşır asarken belinizden büküleceğinize squat pozisyonunda çökebilirsiniz örneğin. Şunu da izlemenizi tavsiye ederim: https://www.youtube.com/watch?v=HbYR5X1GP54

Birden tüm alışkanlıklarınızı değiştiremiyorsanız kendinize haftalık, aylık hedefler koyun. Kahvaltı etmek için erken kalkacağım deyin, önce ona alışın. Günde yeterince su içmiyorsanız buna çabalayın. Yani gene diyorum ki hop diye kilo vermeye değil sağlıklı alışkanlıklar edinmeye ve zararlıları adım adım bırakmaya başlayın. Kalıcı olmuyor yoksa. Hiçbir işe yaramıyor. Ben balık vermekten değil tutmayı öğretmekten mutlu oluyorum. Diyet listesi verip geçemem nasıl beslendiğin nasıl daha iyi besleneceğin hakkında konuşmamız gerek diyorum. Balık yemeye alıştırmak bu aşamada ayrı bir güzel tabi.

Bakın ben biliyorum. Kilo alma ve verme yolunda her süreci ben de yaşadım. Kilo almış olmanın bir çok nedeni olabilir. Birden düşen fiziksel aktivite yoğunluğu, hamilelik, depresyon, ilaçlar… Bunların hiçbiri üstesinden gelinmeyecek durumlar değil. Genelde aşılamayan insanın kendi psikolojisi oluyor. Kendi kendime ne zaman zayıflama kararı alsam şöyle yaparım, böyle yaparım diye diye buzdolabına varmış oluyordum. Biri kalbimi kırdıysa, sinirimi bozduysa bir arkadaşımdan önce buzdolabına başvuruyordum. Ki yemek yemekten benim kadar haz alan insanı çok sık görmezsiniz. “Bensu’nun bir sucuk yiyişi var…” hikayesini bir dinlemeniz lazım.

-Neden diyette değilsin? -Çünkü yemeyi seviyorum.

Mutlu olmayı yemekle diyet yapmayı can sıkıntısıyla bağdaştırınca zor oluyor tabii. Sürekli karar alıp sürekli bozduğum için gerçekten kilo verebileceğime inancım da kalmamıştı. Yemek yemekten aşırı derecede keyif alıyorum diye sağlıklı beslenebileceğimi de düşünmüyordum ki buradan gene abur cuburları ve sağlıklı besinleri nasıl kodladığımı görüyoruz: “keyif verici” ve “can sıkıcı”. Yemekle aramı hiç bozasım olmadığı için diyet yapmaya hep bir süreç gözüyle baktım. İstediğim kiloya bi geleyim var ya uff neler yicem diye diye motivasyon sağlanır mı!? Sağlanmadı… Bu mantıkta olduğum süre boyunca danışanlarıma da kendimce kıyamıyordum tabi. Ye ye o kadarcıktan bir şey olmaz diye. Sonra okuyup araştırıp şekerin, işlenmiş gıdaların zararlarını öğrendikçe kendim soğudum. Ben abur cubur yemeyi bırakabiliyorsam herkes bırakır diye artık öyle es geçmiyorum. Çünkü bu doğru. Çünkü zararlı. İsterseniz kırk kilo olun bedeninize zarar veriyorsunuz. Çocuklarınıza zarar veriyorsunuz. Sağlıklı beslenmeyle neleri yoluna koyabileceğinizi ve zararlı alışkanlıklarınızla kendinize ne kötülükler ettiğinizi bir bilseniz… Ben bunları sağlam kaynaklara, araştırma, deney ve gözlemlere dayalı yazılmış kitaplardan öğrenmesem benimseyip de uygulayamazdım.

Geçen yıl eylül ayında spora başladığımda kendimce diyet yaptım üç ay. Belim incelmiş basenlerim incelmiş iyi gidiyor veriyorum zaten kilo diye kaçamaklar yapıyordum. Kendime ödül olarak zarar veriyordum. O sürecin bana kazandırdığı tümden düzene girmeden çabalamanın hiçbir faydası olmayacağı bilinciydi. O zamanki halimle bu zamanki halim arasında 16 kilo fark var.

wp-1481764600782.jpg

Hala kilo vermeye devam ediyorum. Diyet yapmıyorum. Başladığım durdurduğum bir süreç içinde gidip gelmiyorum.Sağlıklı beslenmekle aç kalmanın ya da yemekten keyif almamanın da hiç alakası yok . Burada yazı 50 kilo verişimle sonlanmış olsa çok daha etkileyici olacaktı belki ama kilo vermeye de alıyor olmak  gibi bir yaşam şekli gözüyle bakınca mühim olanın buna kavuşmuş olmam olduğunu görüyorum. Bedenime zarar verdiğini öğrendiğim besinleri, beslenme alışkanlıklarını ve davranışları hayatımdan çıkarmaya ve tabii ki yarar sağlayacak olanları da hayatıma katmaya çabalıyorum. Bunu yaptıkça kilo verdim. Demek ki fazlam varmış. 😞😆Bu şekilde yaşamaya devam edeceğim. Kilo verişimin de bir yerde duracağına eminim. Kendi dengemi bulunca. Vücudun gelmesi ve kalması gereken kilo salt beden kütle indeksiyle belirlenemez. Genetiğinizden tutun bu zamana kadar kilo vermek için yaptığınız diyet sayısına kadar bir sürü faktör var inebileceğiniz kiloyu belirlemekte. Asıl olan kişinin sağlık sınırları içinde olduğu sürece kendini iyi hissettiği kilo bence.

15536794_10154155159497361_221567797_o
Ha  Paris ha Serdivanın tepeleri.

Buraya koyduğum fotoğrafları instagram sayfamdan seçtim. Gelgitlerimi, kendimle dalga geçişlerimi, çabaladığım zamanlardaki halimi, orada önünü kapatamazken şimdi bol diye giymediğim kıyafetleri, bakıp bakıp ben cidden böyle mi görünüyorum dediğim fotoğrafları tekrar görmüş oldum. Şimdi onlara bakıp vuuuuh cidden bu kadarmıymışım diyorum ve bu inanılmaz keyifli. En keyiflisi de porsiyon kontrolü yapanlara ne bileyim çok şiştim yiyemeyeceğim diyenlere pis pis bakarken bakışlarımı işlenmiş, kanserojen gıdalar tüketen ve bunları çocuklarına tükettiren insanlara çevirmiş olmak. Ben kendimden hiç beklemediğim ve arkadaşlarımı bile şok edecek şekilde değiştim. Tahmin edersiniz ki burada değişmiş olması şok eden şey bedenim değil bakış açım. Gerçekten sağlıklı yaşamak, insanları sağlığına, mutluluğuna kavuşturmak ya da en azından bu anlamda onlara destek olmak istiyorum. Bunun için de diyetisyen olmak mükemmel bir yol. O yüzden artık Diyetisyen Bensu Şahin olmaktan da sıkılmıyorum. Buradayım ve size de yardımcı olabilirim demekten keyif alıyorum.

Buradayım ve size de yardımcı olabilirim.

Comments

  1. Sevda

    Ya siz ne kadar tatlısınız bir roman misali okudum bi solukta..Ben çok şanslıyım iyiki tanımışım, iyiki varsınız sizi cok seviyorum benimle ile ilgili yazdıklarınız beni çok mutlu etti çok duygulandım🙈.Bence herkes sizi tanımlı, yolunuz açık olsun 🙏💜

  2. Sevda Bayraktaroğlu

    Ya siz ne kadar tatlısınız bir roman misali okudum bi solukta..Ben çok şanslıyım iyiki tanımışım, iyiki varsınız sizi cok seviyorum benimle ile ilgili yazdıklarınız beni çok mutlu etti çok duygulandım🙈.Bence herkes sizi tanımlı, yolunuz açık olsun 🙏💜

  3. Yusuf Demiray

    Gerçek anlamda yazdıklarınızdan etkilenmemek imkansız okudukça sanki bu yazıyı ben yazmışım izlenimine kapılıyorum randevu aldım sizi tanımak ve bu yolculuğa girmek keyifli olacaktır eline ağzınıza yüreğinize sağlık

    1. Post
      Author

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir