Diyet. (İkinci anlamı)

Geçen gün arkadaş ortamında bi muhabbetten kaçmak için kartalların artık ölmek üzere iken bir seçim yapıp önce gagalarıyla tüylerini yolup pençelerini söktüğünü sonra kayalara vurarak gagalarını kopardığını, bu haldeyken tamamen savunmasız olacağından ötürü bir kuytuda saklandığını ve oradan yenilenmiş tüyler, sapasağlam pençeler ve güçlü bir gagayla çıktığını anlattım. Mitmiş, ben inanmıştım. O günden beri rüyalarımda bir kartal… Bakıyorum uf ne heybetli diyorum yanıma bir geliyor pıs. Bi bakıyorum ne vahşi.. yanıma geliyor zavallı, yaşlı… Bir arkadaşım koruyucum oluyor benim, bir parçalıyor beni. Bilen bilir ben rüyalarımda uç noktalarda gezinirim. Rüyamın içinde uf ya bilinçaltımın oyunlarına bak sen falan dediğimi bilirim. E bu rüyaların nedeni belli çok etkilendim anlattığım şeyden. Düşünsenize. Ya ölecek zaten ya da böyle müthiş bir acıya katlanacak kendine bu acıyı kendi çektirecek; ama yenilenecek, güçlenecek, kaldığı yerden devam edecek…

Sonra bir gün saçlarımı kazıdım rüyamda. Bi anlam çıkarmaya çalışmadım bundan da. Sonra bir gün dişlerimi söktüm. Anladım dedim hala etkisindeyim, devam ediyor kartal maceramız. Bu gece de burnuma estetik yaptıracağım herhalde diye kendi kendime eğlenip uyudum. Rüyamda ne gördüm, ne yaptım biliyor musunuz? Doğum günümü kutladım. Rüüyamda doğum günümü kutladım.

Hepimiz üzülüyoruz tamam kahrolabiliriz de elbet. Canımız sıkılıyor, canımız çıkıyor, canımız yanıyor. (burada kulağınızda Bülent Ersoy çınlasın) Kalbimiz titriyor bi şeylere sonra hıyhsinin şimdi titrimini di sini di!! diye söküp atasımız geliyor, olabilir yani tüm bunlar. Ya da sövdürtmeyen, saydırtmayan hatta böyle anlatsan anlatılmayan dertler de olabilir, susturan, kocaman dertler. Anladınız işte Aziz Nesin hikayelerine döndürmeyeyim mevzuyu. Yaşadınız, yaşayacaksınız bir şeyler, kader.  Sorun şu sorum da şu: Nee ree yee kadar?

Bir hafta boyunca bilinçaltı psikoloğum muntazam ilgilenmiş benimle. Görülenle gerçekte olanın ne kadar farklı olduğunu gördüm, saçlarımı kestim, dişlerimi söktüm, sonra yeniden doğdum. “Yol al” dedi yani psikoloğum, “yeterince psikopatlık yaptın, gördün, ilerle.” Şizofrenik bir şekilde müteşekkirim. Çünkü bu mesajları vermeyebilirdim kendime, verdiğim mesajları almayabilirdim kendimden. Belki siz bir noktada kaçırmışsınızdır iletmeye geldim: Yaşamak istediğiniz şeyleri istediğiniz gibi yaşayamadığınızı, yaşamak istediğiniz şeyleri yaşayamadığınızı ya da komple yaşamak istediğiniz şekilde yaşamadığınızı fark ettiğinizde hayatınızı, önce pek seçeneğiniz olmuyor. Mecbur. Hayat devam ediyor. Sonra karar aşamanız geliyor. Öyle küçük bir mesele değil. Ömrümü neye vereyim!?? meselesi. Bir insan ömrünü neye vermeli? (burada da Zülfü Livaneli)

Ben seçtim. Yenilendim, güçlendim, kaldığım yerden devam etmeye geldim.
Nerde kalmıştık?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir