Her 10 kişiden 1i : Diyabet.

Diyabet, halk arasında şeker hastalığı, bizim en aşina olduğumuz hastalıklardan biridir. Yaşlı amcaların teyzelerin elindeki tatlandırıcılara aşırı merak duymakla başlayan uzaktan ilişkimiz şimdi illaki bir kaynın, büyükbaba-büyükannenin, arkadaşın diyabetli olmasına ya da bu hastalığı bizzat yaşıyor olmamıza vardı.
Sağlıksız beslenme, insan bedenine asla uygun olmayan o işlenmiş gıda türevleri ve bunların tüketimi arttıkça diyabet gibi kanser gibi pek çok hastalıkla tanışıklığımız artacak elbet. Verecek çok sosyal mesajım var ancak özellikle diyabetin ben buradayım deme şekillerini konuşmak istiyorum. Çocuklarınızı , öğrencilerinizi , sevdiklerinizi özenle incelersiniz elbet. Değişiklikler fark edebilirsiniz hal ve tavırlarında. Mühim olan bu değişimleri neye yoracağınızı bilmek.

O zaman tanıyalım şu meşhur hastalığı.

Şimdi biz beslendikten sonra yediklerimiz sindirebildiğimiz en küçük parçalara ayrılır ve tüm vücudu beslemek üzere kan aracılığı ile yola çıkar. Kana madde yüklenince vücut bir komut verir ve hücreler bunları alıp yiyebileceğini anlar. Bu iş ile yetkili şahsın adı İnsülindir. İnsülin salgılanınca hücreler şunu düşünür : Kanda besin var. Gerekeni alıp kullanmam artanı saklamam gerek. Kana ne zaman besin karışsa vücut bu işleyişi tekrarlar. İnsülin dediğimiz şey adeta Adile Naşit’in kikirdeyerek çaldığı zildir.

Acıkmış olan hücreler koşar kandan kendine kadar besin alır. Aldığında nolur? Hücreler doymuş, kanda besin azalmış olur. Kana bakıp şeker(besin dediğimiz) değerine göre kişiye tanı koymanın mantığı şudur:

Açken baktım kanda besin yüksek. E aç olmak çoktan kandaki hücreye geçti hücredeki bitti hücreler tekrar bana kanla şeker yolla diyor demek.

Yemek yedi baktım: Kanda değer yüksek. E çoktan zil çalmış hababam koşmuş muradına ermiş sınıflar boşaltılmış olmalı demek. E boşalmamış.

Bir problem, anormallik, hastalık var. Kanda besin var, hücrenin bundan haberi yok. Zil çalmıyorsa tip 1 , çalıyor da hücreler duymuyorsa tip 2 diyabet oluyorsun. İnsülinin hiç ya da yeterince salgılanmıyorsa Tip 1, salgılanıyor da bunun hücreler için bir anlamı olmuyorsa Tip 2. (Hücreler için insülin neden anlam ifade etmez Zayıflıcam Diyen Beri Gelsin adlı yazımda anlattım.)

Şimdi kandaki besinden hücrenin haberi olmuyor ya. Ha bire açım diye bağırıyor. Sık acıkıyor, sık yiyor: Diyabet belirtisi.

Sık acıkıp sık yemesine rağmen kilo alamamakla birlikte anlamsız şekilde kilo veriyor: Diyabet belirtisi.

Kanda şeker dolu azalmıyor, azalması lazım. Vücut şekeri azaltamadığı için suyu artırır ki seyrelsin. Sık susadı, sık içti ama yine de vücuttaki tüm su bu iş için çekildinden ağızda kuruluk oldu, sık sirkülasyon yüzünden sık idrara çıkıyor: Diyabet belirtileri.

En başından beri söylüyoruz hücreler aç, doymuyor. Beslenmezse enerjiyi nerden alacak? Alamadı, vücutta halsizlik, yorgunluk  görünüyor : Diyabet belirtisi.

Açlığın nasıl sinir yaptığını bilmeyen bir insan evladı var mı? Ramazan ayı boyunca bunu hepimiz görüyoruz trafikte. Sinir yaptı bünye gereksiz: Diyabet belirtisi.

9 yaşında bir veledin koltuktan dahi kalkmak istememesi ve emekli albay gibi sinirli dolaşması size normal görünebilir mi? Bünye yaşadığı en küçük bir anormalliği bile bize belli eder. Ama insanların çoğunda şöyle bir algı var. Geçiyor mu? Bırak geçsin. Neden oldu, tekrar olur mu, olması ne anlama geliyor? Hüüç önemli değil. Geçti ya uzatma. Görmezden gelemeyecekleri kadar zorlandıkları an hal çaresine bakarız diye düşünüyorlar, o da geçmemesinden korkmaktan ha. En dayanılmaz ağrısı sırasında desem ki GEÇECEK, bekler. Yav doktora gidin. Vücut normalde ağrıyan, sızıyan, bize acı çektiren bir sistemle çalışmıyor. Bunlar oluyorsa bize burada bir sıkıntı var demeye çalışıyordur kulak verin. Çocuktur geçer demeyin, hastalıkla karşılaşmaktan korktuğunuz için kontrol ettirmeyi ertelemeyin. Korkunun ecele faydası yok; ancak erken teşhis hayat kurtarır. Sevgiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir